Özel Sektör Öğretmenleri İçin Asgari Gelecek, Azami Sömürü: Eğitim Ticarethane, Okullar Fabrika, Öğretmenler Köle Değildir!
- Mehmet Onur Kılıç

- 5 gün önce
- 2 dakikada okunur
Bir ülkenin geleceğine verdiği değer, o geleceği ilmek ilmek işleyen öğretmenlerine sunduğu yaşam standartlarıyla ölçülür. Bizler, "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" düsturuyla büyümüş bir medeniyetin mirasçılarıyız. Ancak bugün geldiğimiz noktada; öğretmenini asgari ücrete mahkûm eden, hakkını arayan eğitimciyi sokakta yalnız bırakan çarpık bir sistem modeliyle karşı karşıyayız. Ankara’da ve İstanbul’da özel sektör öğretmenlerimizin yükselttiği ses, sadece ekonomik bir talep değil; eğitim sistemimizin niteliğini ve mesleki itibarını koruma mücadelesidir.

Eğitimin bir kamusal hak olmaktan çıkarılıp tamamen piyasa koşullarına ve kurumların kâr hırsına terk edilmesinin faturasını bugün milyonlarca aile ve binlerce öğretmen ödemektedir. Velilerden fahiş ücretler tahsil eden yapıların, iş o değer üretene yani öğretmene gelince asgari ücret sınırına sığınması kabul edilemez. Eğitim, serbest piyasanın insafına bırakılamayacak kadar kutsal ve stratejik bir alandır. Bir okulu ticarethaneye, öğrencileri müşteriye, öğretmenleri ise güvencesiz bant işçilerine dönüştüren bu zihniyet, Türkiye'nin entelektüel sermayesini baltalamaktadır.
2014 yılında ellerinden alınan "Taban Maaş Hakkı", öğretmenlerimizi güvencesizliğin kucağına itmiştir. Devletteki meslektaşıyla aynı emeği veren, aynı sorumluluğu sırtlayan bir eğitimcinin, kirasını ödeyemeyen bir konuma getirilmesi büyük bir haksızlıktır. 10 aylık sözleşme tuzaklarıyla yaz aylarında maaşsız ve sigortasız bırakılan bir öğretmenden bu ülkenin çocuklarına "fikri hür, vicdanı hür" nesiller yetiştirmesini bekleyemezsiniz. Kafası ay sonu faturasıyla, ev kirasıyla meşgul olan bir öğretmen, sınıfa tüm enerjisini ve ruhunu nasıl verebilir?
Öğretmenlik bir uzmanlık mesleğidir ve bu mesleğin "asgari" tarifesi olamaz. Bir öğretmene asgari ücret reva görmek, o ülkenin çocuklarına ve geleceğine "asgari değer" biçmektir. Bugün mülakat kapılarında elenen, ataması yapılmayan ya da özel sektörde sömürü çarkları arasında ezilen yüz binlerce gencimiz, bu ülkenin kayıp kuşağı haline getirilmek istenmektedir. Çözüm nettir ve siyasidir: Taban Maaş Yasası derhal yeniden yürürlüğe girmeli, hiçbir öğretmen kamudaki denginden az maaşa mahkûm edilmemelidir. Belirli süreli sözleşme dayatmasına son verilmeli, öğretmenlerin 12 ay boyunca güvenceli çalışması yasal teminata alınmalıdır.
Öğretmenini koruyamayan bir sistem, kendi geleceğini kendi elleriyle imha ediyor demektir. Biz o istikbali, emeğin hakkını mukaddes bilerek inşa edeceğiz. Öğretmenlerimizin onurlu direnişinin amasız, fakatsız yanındayız.



Yorumlar