top of page

Kooperatifler Cezalanıyor: Bu Ülkenin Üretim Damarlarına Neden Sahip Çıkmıyoruz?

  • Yazarın fotoğrafı: Mehmet Onur Kılıç
    Mehmet Onur Kılıç
  • 10 Nis
  • 2 dakikada okunur

Geçen hafta Türkiye'nin farklı illerinden kooperatif yöneticileriyle görüştüm. Konuştuğum her isim, benzer bir hayal kırıklığını taşıyordu: Yıllarca emek verdiler, devletten destek değil bürokratik engel gördüler. Şimdi ise bir de ceza tehdidiyle karşı karşıyalar.


Neden mi? KOOPBİS.



Wide angle view of a historical Turkish building
Kooperatifler Cezalanıyor: Bu Ülkenin Üretim Damarlarına Neden Sahip Çıkmıyoruz?

Sahadaki Gerçeklik Başkadır


Hükümet, KOOPBİS adıyla yeni bir dijital sistem devreye aldı. Kooperatiflerin ortaklık yapılarını, genel kurul kararlarını, bilanço ve gelir tablolarını bu sisteme girmesi zorunlu. Son tarih: 26 Nisan 2026. Eksik ya da hatalı giriş için bireysel ceza 8.600 TL, yönetim ve denetim kurulları için bu rakam 86.000 TL'ye kadar çıkıyor.

Kâğıt üzerinde makul görünüyor. Dijitalleşme, şeffaflık, kayıt altına alma... Kulağa iyi geliyor ama sahada durum tamamen farklı.


Türkiye'deki kooperatiflerin önemli bir kısmı, özellikle kadın girişimi ve tarımsal kalkınma kooperatifleri, gönüllülük esasıyla çalışıyor. Yönetim kurulunda oturanlar maaş almıyor. Pek çok gideri kendi ceplerinden karşılıyorlar. Ve zaten bugüne kadar hem İl Tarım Müdürlükleri'nin hem Ticaret Sicil Müdürlükleri'nin denetimine tabi olarak faaliyet yürütüyorlar.


Yani ortada kayıtsız, denetimsiz, belgesiz bir yapı yok. Tersine, üst üste denetlenen yapılar var.


Asıl Sorun: Kimi Görüyoruz, Kimi Görmüyoruz?


Bu düzenlemede beni en çok rahatsız eden şey şu: Büyük ölçekli, profesyonel kadrolu, muhasebe departmanı olan bir kooperatifle, kırsalda beş kadının kurduğu küçük bir üretim kooperatifi aynı çerçevede değerlendiriliyor.

Bu iki yapı arasındaki kapasite farkı göz ardı edilerek uygulanan tek tip yükümlülük, fiilen bir tasfiye kararı gibi işliyor.


Ben bunu tesadüf olarak okumuyorum. Bu, kimin için politika üretildiğinin, sahayı kimin gördüğünün ve kırsal üreticinin siyasi gündemde gerçekten nerede durduğunun bir göstergesi.


İktidarın Hesabını Sormak Görevimizdir


Anayol Partisi olarak bu tabloyu kabul etmiyoruz.


Bir ülkede kooperatifler bürokrasi yükünden bunalıp yöneticileri istifa etmeyi tartışıyorsa, bazı kooperatifler faaliyetlerini askıya almak zorunda kalıyorsa ve kooperatifçilik bir kalkınma modeli olmaktan çıkıp bir risk alanına dönüşüyorsa, iktidarın bunu görmesi ve hesabını vermesi gerekir.


Özellikle soruyorum:


Kadın kooperatifleri bu ülkenin sosyal ve ekonomik dönüşümünün sessiz aktörleridir. Onlara destek vermek yerine neden ceza yazıyoruz?



Ne İstiyoruz?


Çözüm karmaşık değil. Siyasi irade meselesi.


Küçük ölçekli ve gönüllü kooperatifler için ayrı bir değerlendirme sistemi kurulmalı. Yaptırım değil, teknik rehberlik ve destek mekanizmaları devreye alınmalı. Dijital dönüşüm süreci, sahadaki gerçek kapasiteye göre kademeli uygulanmalı. Bu talepler zor değil. Zor olan, sahayı görmek istemek.


Kooperatifler bu ülkenin en kırılgan ama en değerli üretim damarlarından biridir. Cezayla değil, destekle büyürler.


Aksi hâlde sormaya devam edeceğiz: Kooperatifçilik gerçekten destekleniyor mu, yoksa sessizce tasfiye mi ediliyor?

Yorumlar


bottom of page