İstatistiğin Sınırı, Emeğin Gasbı: TÜİK Endeksleri Kimin Enflasyonunu Ölçüyor?

Masa başında üretilen sanal sepetlerin ve çarşıya uğramayan endekslerin, bu ülkeyi alın teriyle ayakta tutan milyonlarca insanın hayatını belirlemesine daha ne kadar seyirci kalınacaktır? Son açıklanan zam oranları, teknik bir hesaplamanın ya da ekonomik bir zorunluluğun sonucu değildir. Karşımızda, mevcut ekonomik krizin faturasını bir kez daha memurun, emeklinin ve işçinin sırtına yüklemeyi seçen bilinçli, sınıfsal bir tercih vardır.
Bugün Türkiye’de barınma, gıda ve enerji gibi en temel insani gereksinimlerin fiili enflasyonu kontrolden çıkmışken, geniş kitlelerin yaşam alanını kâğıt üzerindeki oranlarla daraltmak, toplumsal adaleti derinden zedelemektedir.

Sermayenin Muafiyeti, Geniş Kitlelerin Sefaleti
Ekonomi, yalnızca makro düzeydeki büyüme grafiklerinden ya da uluslararası finans çevrelerine sunulan başarı tablolarından ibaret değildir. İktisadın asıl aynası; bir memurun ay sonunu getirme kaygısı, bir emeklinin pazar tezgâhları arasındaki sessiz hesabı ve bir işçinin hak ettiği refaha ulaşma mücadelesidir.
Son altı ayda iğneden ipliğe gelen yapısal zamlar karşısında, reva görülen bu artışların geçmiş kayıpları bile telafi edemeyeceği ortadadır. Özellikle kök maaş uygulaması adı altında yürütülen karmaşık hesap oyunları nedeniyle milyonlarca emeklinin fiilen asgari yaşam standartlarının dahi altında bırakılması, mevcut bölüşüm ilişkilerinin ne denli büyük bir tıkanma içinde olduğunun en somut kanıtıdır. Sermaye gruplarının milyarlık vergi yükümlülükleri tek bir gecede yapılandırılırken ya da muafiyetlerle silinirken, kamu emekçisinin ve emeklinin payına düşen dilimin küçültülmesi, ekonomik rasyonaliteyle açıklanamaz. Bu, açık bir bölüşüm şokudur.
Emeğin Hak Ettiği Yeni Bir İktisadi Model
Ekonomik krizlerin aşılması ve toplumsal refahın yeniden tesisi, geniş kitlelerin alım gücünü korumaktan ve emeğin milli gelirden aldığı payı büyütmekten geçer. Cumhuriyet Emek Partisi (CEM Parti) olarak savunduğumuz iktisadi program, bu çarpık çarkı durduracak ve adaleti yeniden üretecek somut adımları şart koşmaktadır:
Taban Ücret Devrimi: Kök ücret aldatmacasına derhal son verilmeli; bu ülkenin kalkınmasına ömrünü vermiş hiçbir emeklinin geliri asgari ücret sınırının altına düşürülmemelidir.
Demokratik ve Şeffaf Enflasyon Sepeti: Maaş artışlarına esas teşkil eden veriler, tek bir merkezin inisiyatifine bırakılamaz. Sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin ve bağımsız iktisatçıların denetimine açık, doğrudan halkın zorunlu mutfak harcamalarını temel alan yeni bir ölçüm sistemi kurulmalıdır.
Refah Payı Güvencesi: Ülkenin kalkınma ve büyüme oranları, yasal bir düzenlemeyle doğrudan çalışanların ve emeklilerin maaşlarına yansıtılmalı; refahın tabana yayılması güvence altına olunmalıdır.
Geleceği Üretenlerin İradesi
Cumhuriyetin kurucu iradesi halkçılığı, devletin tüm aygıtlarını ve gücünü; kimsesizlerin, emeğiyle geçinenlerin ve toplumun en kırılgan kesimlerinin kalkanı kılmayı hedefler. Bugün yapılması gereken, bu tarihsel sorumluluğu yeniden hatırlamak ve iktisadi öncelikleri halkın taleplerine göre kökten şekillendirmektir.
Toplumsal barış, ancak üretenlerin hak ettiğini aldığı, alın terinin hileli hesaplarla buharlaşmadığı adil bir düzende mümkündür. Emeğin değersizleştirildiği bu dönemi aşacak irade; hak arama bilincinde, örgütlü kararlılıkta ve insanca bir yaşamı inşa etme sözünde mevcuttur.
Bu memleket, onu her gün yeniden var eden onurlu emekçilerindir.
%20-%20Logo%20(7).png)



Yorumlar